Mantar ekonomisi ve ucube çocuk

Mantar ekonomisi ve ucube çocuk

23 Eylül 2015 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Zaman zaman nükseden bir yazı yazma hevesim var ama bazen tembelleşiyorum.. Bu yüzden istikrar sağlanmazsa bu Medya Günlüğü'nden değil benden kaynaklanıyor olacak.. Türkiye'de ekonomist çok.. Ben ekonomist değilim, esasında üniversite mezunu bile değilim..Bu kitap okumadığım teori bilmediğim anlamına da gelmesin..
 
Ne öğrendiysem "kendi cebimden", "kendi zamanımla", "kendi kafamla" öğrendim.. 
 
O nedenle yazılarımda kitabi bilgiler aramayın, kitabi bilgilerle karşıma da gelmeyin.. Ama vurmadan evvel okuyun.. 
 
Türkiye kadar kendini tekrar etme geleneğini sürdüren bir ekonomi daha yoktur.. Onun için ne yazarsanız yazın güncelliğini maalesef asla kaybetmez.. Ülke ekonomisi hep bir "dejavu" yaşar.. Aşağıdaki yazı 2008 büyük dünya krizinden (Lehman Brothers 15 Eylül 2008 de battı) tam 5 ay önce kaleme alındığında dünya "güllük gülistanlık gösterilirken" kaleme alınmıştı.. Buyurun..
 
***

Mantar ekonomisi ve ucube çocuk
 
İsviçre, 20.4.2008
 
İki gündür ne yazacağımı düşünüyorum. Kamuoyunun ekonomi hakkında yazmamı beklediğini biliyorum. Ama ekonominin neresinden başlayacağımı bilemiyorum.
 
Bugünlerde ekonominin batağa sürüklendiğini konusanları yazılı ve görsel medyada görüp okudukça aklıma Adnan Başer Kafaoğlu'nun "Türk ekonomisi mantar gibidir, batmaz" sözü geliyor.
 
10 Ağustos 1970 devalüasyonunu iyi hatırlıyorum. Rahmetli babamın elindeki satılmayan bütün emtia stokları 8-9 Ağustos'ta içerden haber alan bazı  tüccarlar tarafından satın alınmış, eline geçen paranın bir gecede %66 eridiğini görünce şaşkına dönmüştü.
 
Ekonominin rahatlamasıyla 12 Mart 1971'de darbe oldu.
 
24 Ocak 1980 kararlarına giden dönemde artık bir "iş adamı"ydım. Döviz piyasasıyla tanışmam o süreçte basladı. Türkiye ayrı bir dünyaydı. Sabit kur dönemi, hatta sabit parite dönemi vardi. Doların diğer paralar karşısındaki değeri Merkez Bankası'nın aklına estikçe iş işten geçtikten sonra 6 ayda yılda bir değişirdi.
 
24 Ocak'ta devalüasyonla beraber ülkenin yapısı da değisti.
 
Ekonominin yine rahatlamasıyla 12 Eylül 1980'de darbe oldu.
 
Genii kitleler faizle o dönemde tanıştı. Bankaların yüzde 5'le para toplama dönemi sona erdi. Aylık %10-12-15 gibi faizle paralar toplayan bankerler türedi. O faizlerle ekonominin gidemeyeceğini gorunce bütün sorun "Sermaye piyasasının kötü çocuğu"Banker Kastelli namıyla maruf Cevher Özden'in sırtına yüklendi ve aslında banka sertifikalariyla bankalara giden paralar halka uzun vadeye yayılarak ve faizsiz ödendi.
 
1986'da Karaköy'de küçük bir handa komik bir borsa kuruldu. Enstrümana aç olan halk buraya da saldırdı. 1987'de Amerika'dan ithal prenslerden birisi hazır olmayan piyasaya "özelleştirmeyi borsada yapacağını" müjdeleyiverdi. Borsa tepetaklak.
 
1994'te zahiri bir sürü sebebi olan kriz patladı. Dolar 14 liradan 42 liraya fırladı. Tansu Çiller iktidarının en büyük icadı olan "3 ayda %50 faizli süper bono"ar ihraç edildi. Gecelik faizler yüzde 1600'lere ulaştı.
 
2000 yılında sebebi "Anayasa kitapçığının fırlatılması" olan  kriz patladı. Faizler bu kez %7000'lere, dolar ise 600,000 liradan 1,770,000 liraya fırladı.Amma, ekonomi batmadi
 
Çünkü MANTAR BATMAZ
 
Oyuncular değişti.. Yerliler her iki krizde de oyundan ihraç edildi. Yabancılar oyuna girdi
 
Yabancılar da estetik cerrahın yaptığı öneriyi yaptılar...
 
Bilirsiniz, kadın eli yüzü çarpık ucube çocuğuyla estetik doktora gitmiş, "doktor bir çare" demiş... Doktor bir çocuğa, bir kadına bakmış.. "Soyunun" demiş .. "Aman doktor çocuk tedavi olacak ben niye soyunuyorum"  .. Doktor cevap vermiş "Bu düzelmez, yenisini yapacağız..."
 
Ne demek istediğimi önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım.
 
Nasrullah Ayan
 
***

Yazı bu kadar..
 
Bugün 2015 yılındayız.. Tam da 2008 krizinin 7. yıl dönümü.. Bu yedi yılda ekonomi dışarıdaki merkez bankalarının bastığı paralarla idare etti.. Hastalık aynı ve maalesef tedavi de.. 2000-2001 krizine kadar baskı altında tutulan dolar nasıl 2001'de 0,60 kuruştan 1,80 liraya "piyasa tarafından" devalüe edildiyse, 2013'e kadar maksimum 1,80 lirayı gören dolar son iki yılda 3,06 liraya giderek adeta "idare edenlere", "hadi kardeşim oynadığınız yeter" demiştir..
 
Peki sorun ne? 

Dünyada basılan ve uluslararası "kabul edilebilen" paralar kendi ülkelerinde 0'a yakın, hatta "eksi" faiz getirirken bizim gibi GNOÜ'de (Gelişmeye Niyeti Olmayan Ülkeler)  %10 a yakın faizi alabilmektedirler.. Tam 13 yıl üretmeden "dolarınızı aynı kurdan hatta daha ucuza vereceğiz" deyip %10 faiz ödemek normal midir.. Bunun adı "gaz sıkışması"dır.. Sonunda patlar..
 
Özel sektör bu döviz borcundan ciddi hasar görecektir.. Hane halkı zaten bitiktir.. Borç altında kıvranmaktadır..
 
Yeni dönemde ucuzlayan lirayla (nerede duracağını bilemiyoruz) ucuzlayan Türkiye şirketleri, bankalar el değiştirecek yeni oyuncular sahneye çıkacaktır..
 
Kafaoğlu'nun deyişiyle "Türkiye ekonomi mantardır, batmaz yüzer".. 80 milyona yaklaşan nüfusuyla Türkiye çok iyi bir "pazardır"..
 
Hadi soyunun, bu ucube düzelmez, yenisini yapalım..

 

*Bu yazıyı aşağıdaki linkten de okuyabilirsiniz:

http://nasrullahayan.blogspot.fr