İthalat, ihracat ve 'kalite' sorunu

İthalat, ihracat ve 'kalite' sorunu

1 Ekim 2015 Perşembe  |   Köşe Yazıları

2015 yılı Ağustos ayında ihracatımız 11 milyar, ithalatımız 16 milyar dolar..8 aylık dönemde ise ihracat yaklaşık 96 milyar ithalat ise 141 milyar dolar olmuş.. Bu 8 aylık dönemde ihracatımız %8,7 ithalatımız ise %11,5 düşmüş.. 

 Şimdi bir soru?

Petrol 110 dolardan 50 doların altına düşünce ihracatımız patlayacaktı değil mi ? Neden patlamıyor? Çünkü ürettiğimiz ürünlerin hiçbir orijinalliği olmadığı için bizim en büyük pazarlarımız doğu ve Ortadoğu'da.. Onlar da petrolden gelirleri olmayınca bizden mal alamıyorlar..

Peki ikinci soru?

Hani Türk Lirası devalüe olunca ihracatımız patlayacaktı, o niye patlamadı? Patlamaz çünkü "bizim sanayimiz yok".. Montaj sanayimiz var da ondan .. Rakamlara bakınca anlayacaksınız 8 ayda 141 milyar dolarlık ithalat yapıp 96 milyar ihracat yapınca olanı anlamak için allameicihan olmaya ya da "ekonomist" olmaya gerek yok.. Esas sanayi üreticilerinden mal alıp burada dandik fabrikalarda birleştirip paketliyoruz.. Kalanını da çaresiz halka kakalayıp parayı cukkalıyoruz..

Peki son bir soru.. 

Bizim çok güzel çalışan bir ihracatçılar meclisimiz var mı?. Var.. Toplam yılda yaklaşık 140 milyar dolar ihracat da yapıyor mu bu zat-ı muhteremler?. Evet.. Peki bizim için canla başla çalışıp 200 milyar dolar (tahmini) ithalat yapan ithalatçılarımızın neden meclisleri yok?. Bizim 60 milyar dolar dış ticaret açığını kim veriyor ve ne ithal ediyoruz?. Bu ithalatçılar niye görünmezler?. Niye meclis kurmazlar?.. Niye çıkıp yaptıklarıyla övünmezler? Milyarlarca dolarlık ihracat yapan her şirket ne kadarlık ithalat yapmaktadır?. Bu nasıl dengeye oturacaktır.  Bu çile ne zaman bitecektir?

Arkadaşlar ihracat yaptıkca bizim ekonomimiz niye kırılgan hale geliyor? Yoksa her şey gibi bu da mı yutturmaca? Neden ihracat yapmak için sıcak para borçlanıyoruz.. Sıcak paraya 13 yıldır  %20-30 dolar baıznda faiz ödüyoruz "Dostlar alışverişte görsün" misali bir ticaret ki sormayın gitsin

Yıllardır dilimizde tüy bitti.. Türkiye'nin kurtuluşu tarıma dayali sanayide ve bu ürünlerin ihracatındadır. Ama gelin görün ki, dayatılan IMF politikalari gereği ilk iş tarırımı öldürdük. Mercimek ithal ediyoruz, buğday ithal ediyoruz, pirinç, fasulye ithal ediyoruz Ucube çocuk ekonomisi dedik ya.. Biz bize benziyoruz.. 

Türkiye'de dünyayı birbirine katan "teknoloji devrimi" yaşanırken bizde neden sadece cep telefonlarına yılda 15 milyar dolara yakın parayı yurtdışına transfer ediyoruz da ülkemizde üretemiyoruz?. Teknoloji devriminin "yazılım kaymağını" Batı (Amerika) , hamallık ve kopya kısmını da Asya ve Uzakdoğu yedi.. 

Peki neden?. 

Bizde "müteşebbis" (entrepreneur) neden yetişmiyor?.  Ana ve esas sorun eğitim.. Eğitim sistemimiz laçka.. Bir türlü oturtamadık.. Facia durumdayız.. Eğitimden vazgeçtik, öğrenimi bile veremiyoruz öğrencilere.. Eğitimcilerimiz  de yok öğretmenlerimiz de.. (Bunu kimseye hakaret etmek için söylemiyoruz, sadece geçimini düşünen insanlardan ne öğretmenlik, ne eğitimcilik, ne hukukçuluk, ne mühendislik bekleyemezsiniz.. Çünkü onların da aldığı eğitimin kalitesi aynı)..

İkinci sorun ise finansman .. Herhangi bir projesi olan bir müteşebbis bir bankanın kapısını çaldığında 100,000 dolar kredi istediğinde 300,000 dolar teminat talebiyle karşılaşmaktadır..Yahu 300,000 dolar teminatı olan adam sizden 100,000 dolar neden istesin..  

Peki Türkiye'de bir Facebook, bir Twitter, bir Google, bir Instagram çıkarabilecek zeki bir genç yok mudur?. Mutlaka bir yerlerde durmaktadır.. İkinci bir soru.. Projesi olan fakat bankanın kapısından girmeye korkan kaç genç vardır?. Biz söyleyelim binlerce vardır.. Sadece verilecek bir şans beklemektedir.. 

Bir fon kurulsa bankalar, fon yöneticileri, borsa aracı kurumları, girişim sermayesi şirketleri, melek yatırımcılar devlet desteğiyle 5 milyar hatta 10 milyar dolarlık bir fon kursalar ve "ayrımsız", "ama"sız ilk gelen 5000 girişimciye 100,000 er dolar verseler.. 500 milyon dolar eder.. Bunların %50 si ilk yıl batsa.. Kalan 2,500 kişiye ikinci yıl gidişleri denetlenip ortalama -gelişmelerine göre - 200,000 er dolar verilse.. Bu da 500 milyon dolar eder.. Üçüncü yıla 1,000 i kalsa ve bunlara gelişmek için 500,000 dolar verilse bu da 500 milyon dolar eder.. Bunların içinden dev bir veya birkaç şirket/başarı hikayesi çıkmaz mı?. Çıkar çıkmasına da bizim böyle "bir niyetimiz" var mı?. 
Devlet de buna katkı verse ve ortak olsa..

Bu aynı zamanda bankalara, fon şirketlerine, borsa aracı kurumları, girişim sermayesi şirketleri de büyüyecek borsa ve bankacılık piyasası da gelişecektir..

Bizde "kupon arazi" bulup üzerine çirkin dev bloklar çıkarıp rant elde etmek varken kim uğraşır değil mi?. Çifte yollar gibi ölü üretim yapıp parayı batırırken rant elde etmek..

Konu nereden nereye geldi .. Esas mevzuyu kaybettik.. Mevcut duruma da önerimiz var..  

Hemen ve derhal "esas güç" olan ithalatçılarımız da örgütlenip Türkiye İthalatçılar Birliği'ni kurmalıdır.. Her ay ülkenin bir şehrinde "harcadıkları kaynakları" kokteylle açıklamalıdırlar..

İhracatımızı her ay kokteyl yaparak kutluyoruz..

İthalatçılarımıza ayıp oluyor diyeceğim de aynı adamlar değil mi ?

Ya sabır..

 

Bu yazıyı aşağıdaki linkten de okuyabilirsiniz:

http://nasrullahayan.blogspot.ch/2015/10/ihracatc-ve-ithalatc-meclislerimiz.html