Hazine bonolarından batılır mı?

Hazine bonolarından batılır mı?

17 Kasım 2015 Salı  |   Köşe Yazıları

Güç bela biriktirdiğiniz bir 10,000 liranız var diyelim.. Biz buna birikim diyoruz..

Bu parayla  1 yıl sonrasına %10 faizle 11,000 liralık hazine bonosu aldınız ve vade sonuna kadar dokunmadınız.. Biz buna yatırım diyoruz..

Veya varsayalım bu parayla bir hisse senedi seçtiniz ve o hisseden 1 yıllık hedefle satın aldınız ve bu 1 yıl süreyle hiç alım satım yapmadınız, bu süre sonunda hisse senedinin temettü getirisi ve piyasa fiyatı toplamı 10,000 liranın üstündeyse bu kârınız demektir.. Biz buna da yatırım diyoruz..

Bunları sevmediniz ve bu paranızın tamamıyla altın, gümüş, dolar, euro veya başka bir döviz satın aldınız - her ne kadar bazı ekonomistler dövizi yatırım aracı saymasalar da - ve 1 yıl süreyle tuttunuz.. Biz buna da yatırım diyoruz..

Bu örnekleri arsa, gayrımenkulle, banka mevduatı vs. çoğaltmak mümkün..

Bunlar dediğimiz gibi yatırımdır ve ekstrem şeyler olmazsa getirileri farklı olsa da çok büyük ihtimalle batmazsınız..

Peki buradan çıkalım ve şöyle örnekler verelim..

10,000 liranıza (ya da karşılığı yaklaşık 3,500 dolarınıza) bir arkadaştan/akrabadan/bankadan/aracı kurumdan/forex şirketinden isteğinize veya kredibilitenize ve borç verenin agresifliğine bağlı olarak 3,500 dolardan başlayarak 350,000 dolara kadar borçlanabilirsiniz.. Ve bu parayla hazine bonosu /devlet tahvili/hisse/borçlandığınız paranın oranına göre artık siz bir spekülatör veya manipülatör veya kumarbaz olarak tanımlanabilirsiniz.. Çok büyük paralar kazanabilirsiniz veya çok hızlı batabilirsiniz..


Bu tip miktarlar için çok hızlı batma ihtimaliniz %99,9 dur.. Çok büyük para kazanma ihtimaliniz de geri kalan %0,1'dir.. Piyasa sizin üç kuruşunuzu elinizden almak isteyen profesyonellerle doludur ve inanın çok mu çok aceleleri vardır..


Dünyada bilgi akışı, bilgiye erişim her geçen gün hızlanmaktadır ve artık demode olmuş tabirle dünya büyük bir köyden ibarettir.. Eskiden bilgi akışı yavaşken ve herkes eşit oranda faydalanmazken büyük paralar kazanmak çok kolayken artık bugün bu pek mümkün değildir.. Milyarlarca hatta trilyon dolarlara hükmeden devletler, merkez bankaları, büyük bankalar, büyük fonların karşısında maalesef hiçbir şansınız yoktur..


Kararlarınız uzun vadede doğru olsa bile zamanlamanız yanlışsa 1'e 100 kaldıraçla taşıdığınız bir pozisyon siz ne olduğunu anlamadan sıfırlanır..


Şimdi yazımızın konusuna gelelim, hazine bonolarından/devlet tahvillerinden batılır mı.. Hemen cevap verelim.. Evet! Batılır.. Hem de hergün piyasalarda yüzlerce oyuncu batmaktadır.. Piyasalarda artık bilinen FX enstrümanları (pariteler, viop, uluslararası hisse endeksleri vs.) dışında bizde henüz likit olmayan faiz enstrümanları da vardır ve bunlardaki günlük hareketler her gün onlarca/yüzlerce oyuncunun batmasıyla son bulmaktadır..


Bizde ise oyun farklı oynanmaktadır.. Devlet politikası olarak dış kaynak/finansman bulabilmek amacıyla bazı dönemler düşük kur yüksek faiz uygulamaktadır.. Bu uygulamalar belli dönemlerde çok tatlı ve fahiş karlar yaratmaktadır.. Tabii her tatlı ve fahiş dönem gibi bu dönemlerin de sonsuza kadar devam etmesi mümkün değildir.. Bu tip politikalar sonunda herhangi bir bahaneyle duvara toslamakta, panik satışlarla aynı anda yüksek faiz ve büyük bir devalüasyonla karşılaşılmaktadır..


Türkiye yakın zamanda bu tür bir fotoğrafla iki kez karşılaşmıştır.. Bunların ilki 1994 krizi, ikincisi de 2000/2001 krizinde gerçekleşmiştir..


Demirbank vak'ası bunların ikincisinde gerçekleşmiştir..  1953 te kurulan Demirbank hayatımıza "Demirbank hayırlı günler diler" sloganıyla girmiş, yanlış hatırlamıyorsam 1985'lere kadar kendi halinde mütevazı bir banka olarak devam etmiş, 1985 te yönetimi Halit Cıngıllıoğlu'nun almasıyla agresif bir büyümeye başlamıştır.. Uzun yıllar piyasada doğru yerde doğru zamanda bulunmanın avantajlarını iyi kullanmış 2000 yılı itibariyle %51 ini 3,5 milyar dolara HSBC 'ye pazarlar duruma getirmiştir..


Gelinen noktada bir yanlış hesap bankanın sonunu getirmiştir.. 1 milyar dolarlık özkaynakla 6 milyar dolarlık Türkiye Cumhuriyetinin  hazine bonosu/devlet tahvili riski alınmıştır.. Kalan 5 milyar dolar dış kaynakla fonlanmış yani dış borç edinilmiştir.. 2000 sonunda aniden patlayan devalüasyon ve fırlayan faizler eldeki varlıkları sıfırlamış borçlar ise katlanmıştır.. Esasında bankanın büyümesi ve bu seviyeye gelmesindeki esas gelir kalemi uzun yıllar bu enstrümanlar olmuştur.. 


Demirbank olayı bizim gibi ülkelerde herkesin başına gelebilecek olaylardandır.. Bu nedenle yöneticilerini olsa olsa "müdebbir tüccar" olmamakla suçlamak mümkündür.. 


Bugün ise ülkenin özel sektörü tümüyle aynı durumdadır.. Korkarız ki, bu sefer ki konsolidasyon 2000/2001 deki gibi sadece bankalarda olmayacaktır.. Tüm özel sektörlerde böyle bir konsolidasyon mümkündür.. 

Bu yazıya aşağıdaki linkten de ulaşabilirsiniz:

http://nasrullahayan.blogspot.fr/