Dolar düşmez, düşemez 3

Dolar düşmez, düşemez 3

10 Ekim 2015 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

1994'teki beceriksizler krizinden sonra %50 lik bonoyla döviz biraz olsun (%200 lük bir devalüasyondan sonra normal) nefes almış, 42.000 liradan 30,000 liraya geri dönmüş yılsonunu da 39,000 civarında kapatmıştır.. 

24 Aralık 1995'te yapılan genel seçimlerde halk 94 krizinin faturasını Çiller, Yılmaz, Baykal'a kesmiş Erbakan ve Ecevit'i yükseltmiştir.. 95 sonu itibariyla seçimler yapıldığında dolar kuru 61,361 lira, Dış borçlar 76 milyar dolar (iki yılda sadece 6 milyar artmış) iç borçlar ise 22 milyar dolar (3 milyar dolar düşüş) olarak gerçekleşmiştir.. Esasında faizler hesaplandığında ülke borçlanamaz hale gelmiş bu da Çiller-Baykal ikilisini seçime zorlamıştır..

Seçimlerden sonra önce ANAP-DYP koalisyonu kurulmuş 3 ay ancak dayanabilmiştir.. Nihayet Erbakan'ın başbakanlığında RP-DYP (RefahYol) hükümeti kurulmuş bu hükümet de önce "Yeniçerilerin" 28 Şubat müdahalesi ile karşılaşmış sonra da "devletin doğal refleksleri" (!) ile tam 1 yıl sonra 30 Haziran 1997 de yıkılmıştır.. Bunun yerine DYP'den istifa eden vekillerin kurduğu DTP'nin yer aldığı Anasol-D (ANAP,DSP,DTP) hükümeti kuruldu ve 11 Ocak 1999'a kadar devam etti..  

Bu üç yıllık süre içinde dolar kuru tam 5 kat 61,361 liradan 314,230 liraya, dış borçlar 20 milyar dolar artışla 96 Milyar dolara iç borçlar da tam 15 milyar dolar artarak 37 milyar dolara ulaşmıştır..

Ekonomik sıkıntıların patlama noktasına geldiği 1998 yılında bombanın elinde patlamasından korkan Yılmaz, Baykal'la anlaşarak 2000 yılında yapılması gereken seçimleri 18 Nisan 1999'a çekti.. Ancak seçim kararından hemen sonra "Türkbank" (Türk Ticaret Bankası) skandalı patlak verdi.. Hükümeti dışarıdan destekleyen CHP desteğini çekerek Yılmaz hükümetini çökertti ve 5 aylık Ecevit azınlık hükümeti kuruldu..

Tam da bu 5 aylık dönemin içinde Başbakan'ın bile "yaw niye verdiler anlamadık" dediği Öcalan tesadüfen 15.Şubat.1999 da Türkiye'ye teslim edildi.. Bunun gölgesinde gidilen 1999 seçimlerinde Ecevit liderliğindeki DSP birinci parti oldu.. CHP tarihinde ilk defa meclis dışında kaldı.. Milliyetçilik moda olunca eh MHP de ikinci parti oluverdi.. Ecevit'in kurduğu DSP-MHP-ANAP hükümeti 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar görevde kaldı.. 

Bu 4 yıllık süre içinde dolar 314,230 liradan 1,642,000 liraya, dış borçlar 96 milyar dolardan 130 milyar dolara, iç borçlar da tastamam 37 milyar dolardan 91 milyar dolara ulaştı.. Yani 4 yılda iç+dış borç 133 milyar dolardan 221 milyar dolara çıktı..

1994 krizinde ucuzlayan Türkiye borsasına inanılmaz bir para aktı 1999 başında bu vahşi yatırımcıların borsa içindeki payları %64 e çıktı.. 2000 yılında derecelendirememe kuruluşları arka arkaya ülkeyi "pozitif" izlemeye alırken borsada müthiş bir ralli yaşandı.. Bu ralli tıpkı 1993 rallisi gibi oldu.. Tam bir balon oluştu.. Yabancılar bu rallide paylarını %43'e düşürdüler.. Sonraki iki yıl içinde ufak dalgalanmalar olsa da 2001 krizinden sonra 2002 sonunda AKP iktidara geldiğinde yabancı payı yine %43 seviyesine düşmüştü.. Sattıkları %21'lik kısım esasında anaparalarını karşılamaya yetmiştir, kalan hisseler borsacı tabiriyle beleş hisselerdir.. Anlaşılamayan şu.. Yabancılar sizi övüyorsa durup iki defa düşünmek gerekir..

Ülkenin gidişatı o hale geldi ki, 1999 sonunda hükümet IMF'nin kapısını çalmak zorunda kaldı  ve üç yıllık bir IMF reçetesini kabul etmek zorunda kaldı.. Bu anlaşmayla Türkiye ilk defa "FDF- Faiz Dışı Fazla" tabiriyle tanıştı.. Yabancılar "bizim paramızı bi defa kabul edeceksiniz, kalan olursa bizimle danışıp kullanacaksınız" şartını anlaşmaya koydular..

Krizin ilk ayak sesleri 2000 yılı kasım ayında duyulmaya başlandı Ekim ayında %39 olan gecelik faizler Kasım'da %95 Aralık'ta da %183 oldu.. Nihayet bomba 19 Şubat'ta patladı.. Sezer'in Ecevit'e anayasa kitapçığını fırlatması Ecevit'in kapı önünde "devlet yönetiminde kriz var" demeci üzerine tezgah oturdu.. Önce beceriksizce yetmeyeceğini bile bile Merkez Bankasındaki son kurşunlarla 5 milyar dolar bankalara ucuzdan verildi.. Yetmeyince önce dolar 670,000 liradan 1 milyon liranın üstüne çıktı.. Faizler de %7500'e çıktı.. Bu krizde tam 22 bankaya el konuşmuştur.. Yabancılara da "10 yıl içinde banka izni vermeyeceğiz" garantisiyle gelmeleri için davetiye çıkarılmıştır..

Türkiye'yi 2001 krizine götüren yol esasında dışarıdaki finans-kapitalin iştahını kabartan bankacılık sektörüdür.. 70-75 milyon "tüketicinin" olduğu bir pazardır.. Türkiye'de bankalar 2001 krizine kadar arsızca ve utanmazca gelen tüm mevduatları, dışarıdan ve içeriden alınan tüm kredileri patronlarına  kullandırmışlardır.. Banka sahipleri ise paraları aktardıkları şirketlerinde kar-zararı umursamadan çalışmışlardır.. Siyasi tüm iktidarlar bu "kan emicileri" idare etmişler, bankalar yeminli murakıplarının hazırladıkları "bu banka batak" raporlarını hasıraltı etmiş "e du bakalı ne olucek"  diye izlemişlerdir.. 

2001 krizine gelindiğinde bankacılık sistemi iyice çuvallamış ülkede tasarruf geleneğinin olmaması, kaynakların dış kaynaklı borçlar olması, tüketim toplumu olan ülkede cari açığın hızla yükselmesi gibi  nedenlerle  yabancılar "eh çocuklar oynadığınız yeter" diyerek duruma el koymuşlar görünen sebep de "Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'a anayasa kitapçığı fırlatması" şeklinde tezahür etmiştir.. Esasında oyun ucuzlayan ülke varlıklarının el değiştirmesi olarak özetlenmelidir.. 

Bu kriz sonrasında amaç hasıl olmuş Türk Bankacılık sisteminin %50 sinden fazlası yabancılara geçmiştir.. Borsada ise yabancı payı %43 ten %70 e çıkmıştır..

Kuralları her zaman borç veren koyar.. Gerekirse başınıza "tahsilat komiseri" (2001'de bu kişi Kemal Derviş'ti) diker.. 

Sonuç olarak dolar o ekonomiyi gerçekte idare edenlerin istediği zamanlarda istediği kadar değer kazanır..

Netice : Türkiye'de dolar düşmez düşemez..

Bugünkü yazımızı da burada noktalıyoruz.. Yarına AKP dönemini ve ekonomideki muhteşem (!) zaferlerini yazacağız.. Ve neden bugün de doların düşmeyeceğini, düşemeyeceğini anlatacağız..